Welcome to our website !

Zeynep'in Seyir Defteri

İşte tam olarak da bundan bahsediyordum bir önceki postumda. Bütün bu olanlar, kaybedilen canlar ve başımızdakiler... Adam önündeki kağıda bakmadan başsağlığı bile dileyemiyor. Bunlar 'olağan' diyor, yüzyılı aşkın zaman önce olmuş facialarla karşılaştırıyor, kıyaslama yapıyor. Nefes bile alamıyorum. Çok üzgünüm. Her yanım kömürle kaplanmış gibi, sanki orada göçük altında ben kalmışım gibi. Artık başımızdakileri yalanlarını, rüşvetlerini, yalakalarını, pisliklerini alıp ülkemizden ellerini çekmelerini diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun.

Kalplerimiz onlarla. / Our hearts go out to them.


I really don't know if you heard what happened in Turkey, Soma yesterday. We lost almost a thousand miners in a mine. That was exactly what I was talking about in my last post. Everything is overwhelming. People are dying, we are unhappy with the governement. He can't even say 'sorry for your loss' without reading it on a paper. He says 'it's very normal what happened', he compares this with mine disasters happened over hundred years ago. I can't even breath. I'm so sorry. I feel like I'm covered with ashes, like I'm the one of these miners. I want governement to stop what they think they are doing. I'm sick of their lies, briberies. I'm so sorry for our loss. 
Yine yazacağım deyip de yazmadığım bir dönemden bildiriyorum şu an. Ülkenin hali, yaşananlar, başımızdakiler, ölen gencecik masumlar içimden tek kelime yazmak gelmedi açıkçası. Ama bunların yaşanmayacağı bir dünya ütopyadır, o günler gelmeyeceği için hayata küsmeyeceğiz, ayağa kalkıp devam edeceğiz. Hatta belki bir gün ders bile alırız belki yaşananlardan.

Aşağıdaki fotoğraf ilkokul ikinci sınıf öğrencisi tarafından çizilmiş. Kimseyi ötekileştirmek değil niyetim ama bazılarımız için kendi irademiz dışında başımıza geçip bizi yönetenler bu zihniyete sahip olsaydı belki bazı olaylar farklı yaşanabilirdi.

Anneler Gününüz kutlu olsun. Kimse annesinden ayrı kalmasın, anneler çocuklarını hep koklayabilsin.

Çocuklar ölmesin annelerine çiçek alsınlar. / No child should die but buy flowers for their mothers

I know I said I'll write more often but I'm having a hard time to concentrate on my blog. What is happening in my country is not helping me at all. I want my country to be a place where innocent children don't die. It sounds kind an Utopia and I'm aware of that day may never come. So I have to get myself together and continue living my life. I hope maybe someday we can at least learn a lesson.


This picture is drawn by a second grade school student. It says "No child should die but buy flowers for their mothers".


Happ Mothers Day! I wish no one to be apart from their mother and all mothers can smell their children forever.
Peter Katz - To See You
Selam Bebekler,

Bu kasımın birinde otuz (30) olacağımı beynim kabul etmiyor, bir de üstüne içimdeki teenage kendini gösteriyor. Hayır ben daha on sekizim diyor sanırım. Ah be canım sen on sekiz kalacaksın zaten ben yaşlanacağım. Sen de sıkıntı yok, rahat ol. Gördüğünüz gibi blogumun yeni teması içimdeki teenage tarafından seçildi. E çocuğun hevesi kırılmasın dedim ben de onayladım.
Tabii bir tema kolay seçilmiyor. Kaç site dolandım, kaç saat harcadım hiç sormayın. Bu da bir sonraki yazımın oluşmasına neden oldu. Eminim benim gibi para harcamadan eli yüzü düzgün temaya sahip olmak isteyen çoktur. Saatler süren aramalarım sonucunda bulduklarımı ve eskiden arşivime kaydettiğim tema sitelerini sizlerle paylaşayım diyorum. Belki bir parça yardımcı olmuş olurum birilerine böylece.
Fark ettiğim bir başka şey de kodlarla uğraşmayı seviyorum ben. Bunun üzerine yoğunlaşmaya karar verdim. Para ve vakit aynı zamanda benimle olmaya karar verirse tabii. Bu temanın da kodlarıyla o kadar uğraştım ki nerdeyse baştan yarattım. E tamam baştan yaratmamış olsam da istediğim kıvama getirdim.
Ben yine karabatak gibi bir görünüp kaybolduğum için sitede hayat var mı merak ediyorum. Siteye gelip giden var da kimler gerçekten burada acaba? Bu yazıyı okuyanlar yorum bıraksa keşke de ben de mutlu olsam mesela. :) Hem teenage temam hakkında da yorum yaparsınız belki. :)

İçimdeki Bridget Jones'u uyandırmazsınız değil mi? / - You absolutely have no message. - Not even one. - Not even from your mother. I hope you won't awaken Bridget Jones living in me.

Hi Dolls,
In this very november 1st I will be thirty (30) but my brain denies this fact. And plus, teenage version of me is getting all the control. I'm telling you you are not getting old honey, it's me! You will always be eighteen. Relax! As you may notice she decided which blogger template I should use. I didn't want her to be upset to I said OK.
I spent hours and hours to find templates. This lead me to write a post about blogger template sites that I've found and I already know. I may be helpful for others searching free and beautiful blogger templates.
I am now sure that coding is my thing. If I have money and time at the same time I will apply a course or something. I spent many hours to recreate this template. And I enjoyed it.
Anyway, I haven't been around for a while. I wish to know if anyone is still reading my posts. Maybe you can leave comment just to make me happy. :) Or even better you can share your comments about my teenage template. :)


Gotye - Somebody That I Used to Know

Hala çok sevdiğim bir şarkıdır kendisi efenim. Geçen seneden beri pek güncellemediğim için blogun bu kısmını idare edin. Bu aralar takıldığım yeni şarkıyı blogun sağ köşesinden takip edebilirsiniz.

I still love this song very much. I couldn't update this part of my blog since last year so here it is. You can follow my recent favourite song on the right side of my blog.
Evet itiraf ediyorum, ilk piyasaya çıkacağını duyduğumdan beri istiyorum kendisini. Biliyorum o da beni istiyor. Bir kavuşabilsek mutlu mesut yaşayacağız eminim. Biliyorum bir çoğunuz şeklini şemalini görünce "ay ne bu be" diyorsunuzdur. Ben demiyorum. :) Hatta tam bana göre olduğunu düşünüyorum. :) Zaten oldum olası cep telefonlarımla dalga geçilir. Hele ilk telefonum Maxon lisedeyken bayağı bir ilgi çekmişti, iyi yönde değil tabii ki. :)) Son favorim Galaxy Note olduğu için, 1 ve 2 olmak üzere, aa televizyonunu da yanında getirmişsin gibi söylemlere gayet alışığım. O yüzden bu telefonu da alayım da arkadaşlarıma laf çıksın diyorum. :) Fotoğraf canavarı olan ben yanımda fotoğraf makinesi taşımaya üşendiğim için hep telefonumu kullanıyorum bu iş için. Şu Galaxy Camera'lar çıktığında da pek bir heyecanlanmıştım ama onu da taşımaktan üşenebilirim diye vazgeçtim. :) Sonuç olarak istiyorum işte. Eğer siz de ilgileniyorsanız şu an, kılıf ve ekstra şarj hediyeli. Hem de gidiş dönüş uçak bileti kazandırıyor. Daha ne olsun gel ben al diyor adeta. :)

Samsung Galaxy Zoom arka / back

Samsung Galaxy Zoom ön / front


Ok, I have a confession to make. I want it since I heard it will be on the market. I know he wants me too. Yes, it's a "he". I'm in love with my phones. Is that weird? :) I believe we can live happily ever after. :) I'm sure most of people thinks it has a weird shape but I don't. :) I think it's perfect for me. :) Well, my friends always joke about my phones. My first handy was very popular at high school, but in a bad way. :) My last favorite phone is Galaxy Note for a while. I'm use to people saying wow you bring your tv with you. :) SO I think I should get this phone and give my friends a new topic to joke about. :) I'm a photo-monster but I'm too lazy to carry a camera with me so my phone does it for me. :) I was so excited when I first saw Galaxy Camera but I knew I would never carry it with me. So in short, I want it. :) 
Bir seneden fazla süren sessizlikten sonra yine buradayım. Aslında hep yazmak istedim ama elim klavyeye gitmedi, içimden gelmedi. Nedenini de anlatayım, buyurun.
En son işimi gücümü bırakıp Fransa'ya yüksek lisansa gideceğimi yazmıştım. Bilin bakalım ne oldu? Gidemedim... Kabul aldım ama gidemedim... Nedenleriyle canınızı sıkmayacağım tabii. Başlıktaki gibi umutlar ve düşlerle yaşıyoruz. Benimki de öyleydi işte umut ve düş. Ne umdum ne buldum. Hayır bunalıma girmedim. :) Ama kabul edersiniz ki can sıkıcı bir durumdu. Yıllardır dilediğim şeye kavuşmak üzereyken kaybettim. Yılların uğraşından sonra olmuyorsa demek ki bir sebebi var dedim ve gerçekten bunu kabullendim. Ama biraz zaman aldı tabii. :)
Peki bu bir senede ne yaptım? İşten de ayrılmış olduğum için huzura erdim. :) Daha önce yazmış mıydım hatırlamıyorum ama bayağı acıklı bir iş hayatım vardı beş yıla yakın. İlk altı ay kendimi yenileyerek geçirdim. Yalan yok çok iyi geldi. E tabii bunu İzmir'de yapmamın da faydası oldu. ;) Artık İstanbul'a katlanamıyorum hem de hiç. İlk altı aydan sonrası tatil hissi vermeye başladı. Güzeldi. :)) Ama yetti artık yeni bir başlangıca hazırım. Umarım hayatım da bana hazırdır. ;)

I know it's been one year since my last post. I wanted to write but I wasn't ready so now here I am. 
Well last time I wrote I was about to leave Turkey for my degree in France. Guess what? I couldn't made it... I've got the acceptance but I couldn't leave... I will past "why" part. We all live with hopes and dreams so do I. I felt so bad. I was so close to get what I really want for years but... Then I realise it wasn't meant to be and I accepted it. Sure it took some time. :)
So what did I do all year? Since I quited my job I found peace. :) I really don't remember if I wrote before but my business life was full of "pain" for almost five years. Fisrt six months all I did was refresing myself. I was in İzmir so that helped a lot, can't lie. :) I can't stand İstanbul anymore. After six months I felt like I was in vacations. It was nice. :)) But now I'm totally ready for a new start. I hope my life is also ready for me too. ;)
Evet arkadaşlar açıklıyorum artık. :)) İşimi, gücümü bırakıp yüksek lisans için Fransa'ya gidiyorum. En azından bir üniversiteden olumlu yanıt gelmeden yazmak istemedim. :) Bütün koşuşturmam, telaşım, heyecanım, blogu ihmal etmem bu sebeptendi. :) 3 ay sonra kuvvetle muhtemel Strasbourg'dan bildiriyor olacağım. Gelişmeleri tabii ki bildiriyor olacağım.

Strasbourg'a gideli 5 yıldan fazla oldu. Ama çok sevmiştim. Umarım kavuşuruz. :) / It's been more than 5 years I've been to Strasbourg but I remember I loved it. I hope we can meet again this year. :)
Yes, my dear followers, it's time for me to annonce that I will be in Strasbourg for 2 years. I didn't want to write before I got at least one acceptation. Hopefully, I will be posting from Strasbourg in September. I will of course keep you updated guys.
Son postumun üzerinden bir ay geçti neredeyse.. Ne deseniz haklısınız. Ben de kızdım kendime ama ancak iki kelimeyi bir araya getirebilecek kadar kafamı toplayabildim. Hastalık hastalık üstüne geldi. Annem, ben, ablam, sonra yine ben sonra annem ve değişik kombinasyonlar olarak devam etti. Sağlıktan güzel hiçbir şey yok şu dünyada bir kere daha hatırlamış olduk. Bütün bunların arasında biricik İrmam kayboldu neyseki beş gün süren yoğun ağlama ve arama çalışmaları sonucu bulundu. Öptüm öptüm öptüm onu aşkım benim. Bütün bunlardan da önce zamanı geldiğinde bir post yazacağımı söylediğim şu geleceğimle ilgili olan konu beni düzenli olarak strese sokuyor alt üst ediyor zaten. Ama blogumu terk edilmiş bloga çevirmeyeceğim bundan sonra. Bunu bir özür postu olarak kabul ediniz.

Irma'dan herkese öpücükler :) / Big kisses from Irma :)
It has been almost a month I couldn't write any thing for my blog. You have right to be upset. I'm angry with myself too but I couldn't find enegry to put two words together. Every single member of my family got sick by one by including me. There is nothing else in this world valuable then health. In the mean time my little princess Irma got lost. After all those crying and searching we found her. I kissed her a lot. Before everything happened I was already stressful because "that thing" which I'm going to write a post about it very soon. It will affect my life I hope in a good way. I won't let my blog turn into a ghost blog. Please accept this post as an apology.
Beni çok mu özlediniz? :) Umarım özlemişsinizdir. :) Valla ben yazmayı özledim bir fırsat bulup kafamı toplayabilsem neler yazacağım ah neler yazacağım. Ama o zamana kadar ortalığı da boş bırakmamak adına size iki haftanın ortaya karışığını sunuyorum.

Did you miss me? :) I hope you did. :) Well, I miss writing so badly. If I can only have time I have lot to wirte about. But untill then here is a mix for you.

Takip ettiğim bir blogda okumuştum Mavi'nin İzmir koleksiyonunu ve o anda almaya karar vermiştim. :) Çok güzel, hatta muhteşem kanımca. :) / This is from a collection made for İzmir by Mavi. I decided to buy it at first sight. :) Lovely.

Bu cicilerimi çok severek Bakırköy'den aldım. Ucuz, rahat, parlak e daha ne olsun? :) / They are cheap, easy to wear and shiny, why should I need anything else? :)
Bilmem saçlarımın ne kadar kısaldığını fark ettiniz mi? :) Çok rahatım ve mutluyum ya neden daha önce kestirmemişim ki? Ha hatırladım o zaman çok saçım vardı. :// / Did you notice my hair cute? :) I'm so happy with my new hair cute. Why hadn't I have them cut before? Oops, because I had HAIR back then. ://
Battleship'i izlemeye gittiğimde Vivident kızları bir çekiliş yapıyordu. Şansım dönüyor sanırım ben kazandım. :) / I was seating and preparing myself for Battleship. Vivident Girls came and told me that I won this. :) I'm getting lucky, I guess.
Çok mutlu oldum. Benim kadar sakız çiğneyen birine çıkabilecek en güzel hediye. :) / They made me so happy. I'm kind of a chewing gum-monster. :)
I'Amaaaan bir sevdim ki bu pantolonu sormayın. Yapışık yaşamak istiyorum. Nasıl bir fosfor nasıl bir renk nasıl bir tatlılık. :) Sarı da fosforlu. İkisini bir giyip gece yürüyüşe çıkacağım. :) Pantolon Mango, üstse Bakırköy. :) / I'm in love with this outfit. Phosphoric orange and phosphoric yellow. Pants are by Mango the other is bought in Bakırköy.
Bu t-shirt beni çok güldürdü. Ergen yıllarıma döndüm. Nasıl olmuş da Bakırköy'e düşmüş anlamadım. :) / This made me smile. I feel like teenager. :)
Bu minik fenerleri de Tchibo'dan aldık. Çok bir tatlı, çok bir minik değiller mi? / We bougth them at Tchibo. Aren't they lovely and so tiny?
Bu inanılmaz görüntüyü sizinle paylaşmak istedim. Dedemlerin salonda kırk yıllık bir büfe var. Geçen hafta öne çektik büfeyi ve arkasının bunlarla kaplı olduğunu gördük. Vaktim olsa oturup hepsini okuyacaktım. :) Bu sadece bir kısmı. / My grandpa has an old cupboard. Last weekend we had to move it and this is what we saw. I wanted to share it with you. Those are thirty year old newspaper. I would love to read them all if I had time. This is just a part of it.

Tatlı bir telaş içerisindeyim efenim :) Hayır evlenmiyorum tabii ki. :) Daha sonra yazağım. Bu tatlı telaş içerisinde bir de İzmir yolu gözüktü. O nedenle blogu biraz ihmal ettim. Affola. Geçen haftadan kalanları da bir ara yazacağım.

I have lot to-dos so I can't find time to write any post. I will be in İzmir this weekend so I don't think I can find time. I will write my next weekend post asap, I promise. :)


Amiral Battı oyunundan esinlenilmesi de ayrı bir enteresan olmuş. Hasbro'nun da katkılarıyla çekilmiş zaten film. / Isn't interesting that the movie is based on Battleship Game? Movie is produced with the association of Hasbro.
Ben bir filme gitmeye fragmanını izlediğimde ya da konusunu okuduğumda karar veririm. Çünkü herkesin filme bakış açısı ve filmden beklentisi farklıdır. Battleship'e gitmeye de fragmanını izlediğimde karar verdim. Sinema yazarlarının yazılarını okumadım açıkçası. Bugün birkaç tanesini okudum ve ne kadar farklı açılardan baktığımızı fark ettim. Battleship muhteşem bir filmdi de onlar abartıyor demeyeceğim. Ama ben çoğu kısmında gerildim ve de yüzümde bir gülümsemeyle izledim. Film tabii ki saçma mesajlar veriyordu. Hangi Amerikan filmi vermiyor Allah aşkına???? Filmin içinde beni mutlu edecek her unsur var. Hava Kuvvetleri tercihimdir gerçi ama Deniz Kuvvetleri'ne de hayır demem. :) Bunun yanında uzaylı var, aksiyon, bir nevi felaket unsuru var. Tabii ki saçmalıklar var ama ben güzel vakit geçirdim. İlla ki filmin konusunun derinliklerine dalarsak saçmalıktan başka bir şey çıkmaz. Fakat amacımız güzel vakit geçirmek değil midir?
Filmin son sahnelerine yakın çalan şarkı da ayı bir güzeldi.Dinlerken çok beğendim. Ama soundtracki biraz kurcalayınca aşağıdaki miydi emin olamadım. Bilen varsa aydınlatsın lütfen beni. :)

I decide to see a movie after watching its trailer or after reading its synopsis. Everyone has their own expectations and their own point of view. I decided to watch Battleship after watching its trailer. I didn't read any cinema critics. I seriously don't think that Battleship is extraordinary. But I liked it and disagree with them. Of course there were lots of non-sense parts. But which American movie doesn't have???? Movie content navy ( my fave would be air forces but I won't say no to navy ), action, thriller and disaster. :) I had great time watching it. 
There was a great song near the ending. But I'm not sure if the above song is that song. Please let me know if you know which song it was. :) 


Çok küçük bir kızken kahvaltı masamızdaki balın içine düşen bir arı vız vız vız hatırlıyorum. Çok küçüktüm ama dün gibi hatırlıyorum. Çok üzülmüştüm, deli gibi ağlamaya başlamıştım. Babam hem bana hem de zavallı hayvana çok üzülmüştü. Hayvancağız iyice dibe batmadan alıvermişti eline. Musluğu açıp suyu incecik akıtmaya başlamıştı. Zavallı arı kardeş ona kötülük yapılmadığını nasıl anladı da sokmadı babamı bilemiyorum. İşte insandan daha vefalı hayvancıklar hep söylüyorum. Babam baldan yapış yapış olan kanatlarını incecik akan suyda temizlemişti ve onu balkona güneşe bırakmıştı. Bir süre sonra kuruyan hayvancık uçup gitmişti. Kovanına geri dönüp bal yapmaya devam etmiştir diye umuyorum. :) 
Bunu neden anlattım diye soracak olursanız sevdiğim bir anım ayrıca konuyu bala bağlayacağım o açıdan. :) Arkadaşım İzmir'den bir bal getirmiş ki sormayın gitsin. Böyle güzel böyle lezzetli bir bal yok. Balparmak yanında solda sıfır. Eğer İzmir'deyseniz ya da birinden rica etme şansınız varsa mutlaka deneyin. Tatlıya düşkün biri değilim ama bunu kaşık kaşık yiyebilirim.

When a was a little girl I remember a bee fell in honey jar. I felt so bad and started to cry my eyes out. My dad couldn't resist my crying and also felt terrible for the bee so he took out it from the honey jar and washed it very carefully. I don't know how it understood that he wouldn't hurt him and didn't sting him. I always say I'd prefer to live with animals instead of human beings. After washing it my dad put it on the balcony. It got dry and flew away maybe back to its beehive. :)
 Why did I tell you this story? Because I love this memory and also I will connect my post to honey. :) A friend of mine brought me honey from İzmir. It's so delicious I can't resist it. I wish you can have the chance to taste it.

Gördüğünüz gibi hızla tüketiyorum. :) Üzerindeki web adresinden satış yerleriyle ilgili bilgi edinebilirsiniz. / It will be finished soon. :)
Bildiğiniz gibi Dukan diyetini uygulamaktayım. Her zaman belirttiğim gibi Simla büyük bir destekçi ve yardımcı bu konuda. Sitesinde tatlı krizine girdiğimde hemencicik yaptığım bir pancake tarifi var. Ben tabii birazcık onu değiştirip kendi versiyonumu yapıyorum. Benimki azıcık daha zararlı bir versiyon. :) Şekli ne yazık ki pek iç açıcı olmuyor ama tadı muhteşem. Eğer denemek isterseniz Simla'nın tarifine buradan ulaşabilirsiniz. Ben kakao sosu yapmıyorum. Onun yerine hazırladığım karışıma damla çikolata ekliyorum. Pişerken o minikler bir güzel eriyor tabii. Daha sonra pişirdiğim pancakelerin üzerine bu balı sürüyorum. Yanına da light sütümü alıyorum. Oh mis. :) Deneyin çok nam nam oluyor. :)

As you know I'm on Dukan Diet. Simla's blog is my favourite site for reciepe. When I starve for dessert I make one of her recipe. It's easy to make and delicious. You can check it from here but it's Turkish. It's a pancake recipe but I change it a little bit. I don't use cocoa sauce but little chocolate. After cooking I put this honey on them. I can't take pictures of them because their shape are horrible but taste good. :) You should try it. :)
Birçoğunuz gibi ben üç günlük planlar yapamadım ne yazık ki. Bayram seyran düğün dernek pek fark etmez, iş olsun olmasın çalışmamız gerekir! Neden diye sormayın çok derin bir konu. :) Neyse ki pazartesi 12 sularında işten koşar adım çıktım. :) İki saat için iki saat yol tepmem de ayrı bir post konusu olur tabii. Her neyse, sonuç olarak çok güzel bir üç günün ardından geldik oturduk PC başına. Artık birikenleri yazmaya başlamak lazım.

April 23rd was a holiday here in Turkey. But I couldn't have plans myself since we work every holiday! Don't ask me why. If I start once no one can stop me. :) But I ran out at 12 and had myself a lovely day.

Birtakım işler peşinde olduğum için cumartesi Taksim'e gitmem gerekiyordu. O birtakım işler başından beri "bir ara yazacağım" dediğim işler, yine diyorum bir ara yazacağım. :) Hava, iki yağdırayım bir güneş açayım modundaydı fakat sonrada biz insancıklara acıdı da güneşte karar verdi. Ben de annemi de beraberimde sürükledim İstiklal'e. Gideceğim yer Tünel'deydi. İşim bittikten sonra Tünel'den yukarıya çıkmaya başladık.

I have some plans which I've been talking in my few posts but have not shared it with you guys, not yet but I will, I promise. :) Because of my have-to-dos I was at Taksim. Weather couldn't decided rain or shine. But at the end it started to shine. So I took my mom with me. We talked from Tunnel to Taksim Square.

Tünel'den yukarıya doğru çıkarken artistik pozlar veresim tuttu yine. :) / I felt artistic. :)



Acıkan karnımızı doyurmak için seçenek çok olunca kararsız kaldık. Bir ileri bir geri yürüdük, dolandık. Tabii bu arada İstiklal yerlilerine rastladık. :) / While looking for a place to eat I took their pic.

Hava güzel olduğu için dışarıda oturmak istedik. Aklıma Dilek geldi. Oranın yemeklerini de terasını da seviyorum ben. Çok da yakındık. Hemen daldık içeriye. Biz gittiğimizde oldukça kalabalıktı ama tabii ki ne yaptık ettik güzel bir yer bulduk kendimize. :)

Tam anlamıyla rejimime hala dönemediğim sanırım açıkça belli oluyor. :) Ama ne yapabilirim ye beni diyor işte. Efenim bu gördüğünüz Tavuklu Quesadilla. / Well as you can see I couldn't get back to my diet yet. :) What can I do, it says eat me :) This is a Chicken Quesadilla.

Anneminki de yanlış hatırlamıyorsam Köfte Dürüm gibi bir şeydi. / As far as I can remember my mom ate Wrap with Meatball.


En sevdiğim kısım burası. Yemek üzerine tatlı. :) Tatlıyı pek sevmem de günde beş öğün dondurma yiyebilirim. Uzun zamandır favorim olan Charly Temmel'i size tanıtmak isterim. :) Ben waffle, kup vs. gibi şeyleri sevmediğim için hep dondurma yerim orada. Ama herhalde benim için yan ürün olan ıvır zıvırlar da lezzetli çünkü yiyen çok. Ben dondurmadan şaşmam. Her biri kafam kadar olan dondurmayı bitirmek gerçekten zaman alıyor. O kadar büyük bir dondurmayla İstiklal'de dolanmak pek de iyi bir fikir olmuyor genelde. :) 

This is my fave. Dessert. :) I actually don't like dessert but I can eat ice cream five time a day. You should try Charly Temmel if you have not yet. They also serve waffle, cups etc. but I just eat ice cream. But they should be delicious too. It's hard to eat and walk around since every ice cream ball is huge.

Muzlu, tiramisulu ve cookiesli :) Cennet böyle olmalı. / Banana, tiramisu and cookies ice cream balls. :) Heaven!
Antepfıstığı, cookies diğerini hatırlamıyorum. :( / Pistachio, cookies but I don't remember the other one.
İstiklal'de gezinmeyi çok özlemişim. Hele annemle bu keyfi yapmayalı bayağı olmuştu. Pasajlarda dolanmak beni geçmişe götürdü. Yıllar öncesine, kendimizi o pasajlarda alışveriş yaparken kaybettiğimiz yıllara. :)

It's been a while since my last visit to İstiklal with my mom. All those passage with lots of little shop makes me happy.

edit : Dün bütün gün uğraşarak yazdığım post bu sabah kendi kendine yarıya inmiş. Tekrar yazacağım ama ilk seferki gibi olur mu bilemiyorum. Sanırım Blog-droid yüzünden oldu. Yolda birkaç şey değiştirmek için oradan açmıştım. Siz siz olun kullanmayın bu uygulamayı.
I saw everything I wrote yesterday flew away today. I will write all over again. I think it happened because of Blog-droid app. Don't ever use it!

Blog yazmanının en güzel yanı yazarken aynı şeyleri yaşıyor olmak bence. :) Cumartesi gününü yazarken kendi kendime mutlu oldum. :)

Best thing about blogging is to live all over again when you write a post. :) Writing and remembering make me happy. :)

İstiklal benim. :) / İstiklal is mine. :)
Çok güzel bir cumartesiyi ardımızda bıraktıktan sonra gözlerimizi pazara açtık. Pazar için programımız çok önceden hazırdı, hamam! :) Ablamla Sofa Hotel'in SPA'sına gittik. Hamam öncesi sauna, sonrası masaj keyfi yaptık. Keyiften aklım başımdan gittiğinden hiç fotoğraf çekemedim. Gerçi çekecek de çok bir şey yoktu ya olsun. :) Saatler süren hamam keyfi karnımızı acıktırdığı için çok dolanmadan Grissini'ye oturduk. Ben brosciuttolu pizza yedim ablam da sarımsaklı deniz mahsüllü pizza yedi. Açlıktan gözüm görmedi fotoğraf falan. :) Çok lezzetliydi ve kocamandı diyebilirim ama. Hepsini bitiremedim ve paket yaptırdım kalanı. Ve bakın paketim neye benziyordu. Çocuk yaratıcı, harcanıyor bence. :) Takıp koluma gezmemi bekledi sanırım Nişantaşı'nda. :)

After a wonderful saturday, it was time for sunday plans. Our schedule was already set up, Turkish Bath! :) My sister and I, we went to Sofa Hotel' SPA. We use sauna before bath and have massage after bath. :) Relax mode on! I forgot to take pictures when I'm hungry or I'm relax. :) After hours of relaxing of course we were hungry. There is a nice Italian Restaurant called Grissini. We take our seats and ordered pizza. Mine was with prosciutto and hers was with garlic and sea food. Of course I forgot to take pictures again. I was so hungry to think of it. :) But I can tell you they were giant and delicious. :) I couldn't finish mine so I wanted to take it with me. Look how he packed it. :) Isn't he creative? :)

Pizzam. :) / My pizza. :)
Yemekten sonra biraz dolandık, etrafa bakındık. Sonra bizim tarafa dönmeye karar verdik. Yoldan annemi arayıp onu da aramıza aldık ve Yeşilköy'e gittik. Sahildeki balıkçıların oraya kapanan bir balıkçı yerine çok güzel bir mekan açılmış. Daha önce ablamın keşfiyle adını duymuştum ama hiç gitmemiştim. Çok güzel açık havada yer bulup oturduk. Acıkmayacak kadar yediğimiz için yemeklerini deneyemedik. :) Sadece içtik. :) Sağ üst köşedeki fotoğrafların iki tanesi oraya ait, muhteşem ikili mesela. :) Yerin adı Middle Kitchen. Ben çok beğendim en kısa zamanda yeniden ziyaret edip sizler için bilgi toplayacağım. :)

After the lunch we walked around for a while then we return. I called my mom and she joined us. We went to Yeşilköy, a place near the sea with lots of fish restaurant. We didn't go to a fish restaurant but to a newly-opened cafe&restaurant called Middle Kitchen. We were so full couldn't taste anything.:) Just drunk! :) You can see a few photos belong to our drinks on the top right corner. I really loved that place and will go again asap and gather more information and photos for you. :)

Bundan sonra Instagram resimlerim slyat olarak sağ üst köşede dönecek. Oradan fotoğraflarımı takip edebilirsiniz. Orada kullandığım fotoğraflarımı postta kullanmayacağım. Yaşasın Instagram. :)


From now on you can see my Instagram photos sliding on the top right corner. You can follow my photos. I won't use those photos in my posts. Long live Instagram. :)

Evet gelelim pazartesine! Dediğim gibi çok gerekliymiş gibi işe gidip 12'de koşarak çıktım. Nasıl olduğunu anlayamadım ama 40 dakikada evdeydim. Günlerden 23 Nisan olduğu için ben de çocuk olduğum için annemin elinden tuttum, gezdim. :)

And monday! As I wrote before I had to go to work I don't know why. But I ran out at 12 and was at home after 40 mins I couldn't understand how that happened. April 23rd is a festival for children. I'm a little child so I held my mom's hand and had myself a lovely day. :)

Kedi kedi kedi. / Kitty kitty kitty.
Benim de sevgiye ihtiyacım var. / I'm a cat and I need some lovin'.
Dolan dolan beynimiz döndü. Bizim evin orada küçük bir büfe var, oturacak yeri de var. Güneşli bir yer bulup oturduk. Ablamın da bize katılmasıyla aile saadeti yaşadık. :) Çaylarımızın yanında az sonra fotoğrafta göreceğiniz waffleları mideye indirdik. :) Çok keyifliydi.

After wandering around, there are a little cafe near our place we sat down there. What a sunny day! My sister joined us. We drunk tea with waffles, you will see them in the following picture. It was su joyful.

Gelelim ganimetlere. :) İlk karede gördüğünüz BİM'de satılan karamel dolgulu waffle. Gofret gibi ama çok lezzetli. Daha önce bir blogda görmüştüm. Daha sonrada tesadüfen bir arkadaşımda tattım. Ben çok beğendim. Hepsini de yedim. :) Rejimime geri döneceğim için bitirmem gerekiyordu. :) Gördüğünüz iki şalı Ender'den aldım. Renkleri göründüğü kadar soluk değil aslında. Çok sevdim kendilerini. Son karedeki kalpli küpelerin rengi çok sık kullandığım renkler. Çok severek Atlas Pasajı'ndan aldım. Peace küpeleri de yine İstiklal'deki Six'ten aldım. Renklerine bayıldım. Sarı bilekliğiyse ben yapmıştım zamanında. / Those are my gainings. :) The first one is a delicious not healty waffle. :) It's Holland Caramel Waffle. I ate them all because I started my diet again tuesday. I had to finish them. I bought these two shawls, loved their colours. In the last one you can see my heart shaped earings. I found them in Atlas passage. I love those colours and wear them all the time. And peace earings are bought in Istiklal as well. I found them in Six. The yellow bracelet was made my me once upon a time when I was young and was a student. :)
Çok güzel bir üç gündü. Keşke hayat hep böyle olsa. En azından daha stressiz olsa. Yaşadığımız anlasak.

It was such a joyful three days. I wish life were that way always at least less stressful. Feel the life is a wonderful thing.

Çok sevgili Huyum Kurusun beni geçtiğimiz hafta mimlemişti. Kendisine teşekkürlerimi öpücüklerimi gönderiyorum. :)

Another Q&A.

1) Yemek olsam ne yemeği olurdum? / What would I be if I were a food?
Hünkar Beğendi olurdum sanırım ya da içinde patlıcan ve sarımsak olan bir meze. :)Patlıcan olsun da..
I would be a food made with eggplant and garlic. :)







2) Müzik aleti olsam hangisi olurdum? / Which musical instrument?
Gayda olurdum, İrlanda yeşilliklerinde çalınan.
I would be a bagpipe in İreland.

3) Araba olsam hangisi olurdum? / Which car?
Kesinlikle Hippie Beattle olurdum. Kalp Kalp Kalp Kalp. :)
I would definitly be Hippie Beattle. Heart Heart Heart Heart. :)

Hippie Beetle

 
4) Aylardan hangisi olurdum? / Which mounth?
Mayıs olurdum. Baharın o güzel renklerinin sahibi hem de güneşin ve denizin habercisi olurdum. :)
I would be May. I would have all the bright colours of spring and be the one who tells that summer time has arrvied.

5) Ayakkabı olsam hangisi olurdum? / Which shoes?
Çok istesem de muhteşem bir topuklu olamazdım. Herkesin ayakları acılar içerisindeyken ben mutlu olamazdım. :) O yüzden çok severek kullandığım Onitsuka Tiger olurdum. :)
I couldn't be a gorgeous high heels when everybody suffers wearing them. :) So I would be an Onitsuka Tiger which I wear all the time. Love them so much!



6) Kıyafet olsam hangisi olurdum? / Which outfit?
Güzel desenli, rahat bir t-shirt olurdum.
I would be a t-shirt, a colourful one.

7) Renk olsam hangisi olurdum? / Which colour?
Havadan mıdır bilmem bahar renklerinden biri olurdum. :)
Maybe because of the weather I would a spring colour. :)

8) Hayvan olsam hangisi olurdum? / Which animal?
Bir kerecik olsun özgürce kanat çırpmak isterdim. O yüzden kuş olurdum.
I would fly at least one and feel free like a bird.


9) Şu an okuduğun kitabın 137. sayfasında ne var? / What is writting on 137th page on your whatever you are reading?
Maurice Leblanc'ın Arsene Lupin Contre Herlock Sholmes diye bir kitabı e-kitap olarak indirdim. 137. sayfasında konuşmalar var işte karşılıklı ne diyeyim şimdi. :)
I've just started to read Maurice Leblanc's Arsene Lupin Contre Herlock Sholmes which I've downloaded as e-book. There are many dialogues in 137th page. This is all I can say. :)

Tüm blog alemi bu mimi yaptı sanırım. Yapmayan kaldıysa buyursun lütfen. :)) 
Üç ayrı bekleyen Mim var. Sondan başa doğru gideceğim. Çünkü ilk aldığım çok zor. :)) Mimleyen arkadaşlarımı bu kadar beklettiğim için ayrıca bir özrü borç bilirim. :)

Biricit tarafından "Ay Çok Şekersin" mimine layık görülmüşüm efenim. Teşekkür ediyorum Biricitim Conusum. :)

Thanks to my friend Biricit I recieved Cute Blog Award. Here are my answers.


1) Mesleğin seni mutlu ediyor mu? / Does your job makes you happy?
4 yılın ardından etmiyor ne yazık ki. Orta okuldan beri hayalini kurduğum ve de şans eseri hayalini kurduğum yerde işe başlamış olsam da ne yazık ki hayalle gerçek birbirine uymuyor. O kadar ki bir daha bu mesleği yapar mıyım bilmiyorum.

After 4 years no it does not. It was my dream to work here since high school. But now I realise that dreams and real life are not suit each other. I'm not sure if I will work in a similar job again.
2) Dilediğin meslek miydi?
/ Was your dream job?
Kesinlike öyledi. Ama o zaman öyleydi.

Yes, it was. Not now.
3) Yalnız mı ilişkide yaşamayı mı tercih ediyorsun?
/ Would you prefer to be single or in a relationship?
Kendi başıma huzuru, mutluluğu bulabilen biriyim. İlla ki hayatımda biri olsun çamurdan olsun demem. :)

I find peace and happiness on my own. I don't include someone to my life just to have someone in my life.
4) Tatsız durumlardan kaçınmak için yalan söyler misin, dürüst ol?
/ Do you lie for avoiding difficult situation? Be honest please.
Yalan söylemeyi alışkanlık haline getiren insanlara hiç katlanamam. En ufak şeye bile gereksiz yere yalan söylemek nedendir çözemedim. Fazla dürüstüm hatta doğrucu davut der
annem bana. Bu kadarı da fazla ve gereksiz oluyor artık anlıyorum. :) E hiç yalan söylemedim demeyeceğim. Tabii ki söyledim. :)
I can not resist liar people, especially who lies about every single thing. I seriously don't know why they do that. I'm a very honest person, I mean too much. And now I realise that this is not a good thing. :) But of course I did lie in the past. :)
5) Yabancı bir dil konuşuyor musun?
/ Do you speak foreign language(s)?
Fransızca ve İngilizce biliyorum. Her sene İtalyanca, İspanyolca ve Yunanca'dan birini öğrenme arzusu beni ele geçiriyor fakat olmuyor işte başlayamıyorum. Belki yaşlılıkta can sıkıntısından öğrenirim. Vakit çok nasıl olsa.

I speak French and English. Every year I want to start learning Italian, Spanish or Greek but haven't find time yet. Maybe when I got old since I will have plenty of time. 
6) Rüyandaki evde oturuyor musun? Taşınmak veye yurt dışına gitmek istiyor musun?
/ Do you live in your dream house? Do you want to move out or move to a foreign country?
Tabii ki de rüyamdaki evde oturmuyorum. İstanbul'da bunu başarabilmek biraz zor tatlım ve evet taşınmayı düşünüyoruz. Öncellikle bir yurtdışı planım var ki bunu zaten ayrı bir post olarak vakti geldiğinde yazacağım. Sonrasında da bir şehir değişikliği belki kim bilir. :)
I don't live in my dream house. It's not easy in Istanbul. I have plans for my future some foreign country plans. But this is an other post subject. After that maybe we can change the city for living. :)
7) Mobilya değiştirmeyi sever misin?
/ Do you like to buy new furniture?
Severim tabii param varsa.

I do if I have money.
8) Çevreye, hayvan korumaya hiç katkın var mı?
/ Do you protect nature and animals?
Elimden geldiğince çevreyi korumaya çalışıyorum. Hayvanlar da yaşadığımız çevrenin sahipleri. Hatta onları insanlardan daha fazla seviyorum. Evim de üç kedim var. Birini sokaktan birini sahibinden kurtardım. Birçok kediyi sahiplendirdim. İmkanım olsa ihtiyacı olan tüm hayvanları evimde konuk edebilsem. Bir çiftliğim olsa keşke diyorum. :) Her çeşit hayvan olsa içinde yemek için değil yaşatmak için.
I'm trying to protect nature. I think we are not the only resident in the world, we share it with animals. And I love them more than human beings. I have three cats. I rescue one of them from street and one of them from his owner. I found home for lots of kitten. I wish I can have them all in my place. Maybe if I can effort a farm with all kind of animals in it but not for to be eaten for living together.
9) Televizyon ve filmleri sever misin? / Do like watching TV and movies?
Eskiden çok daha fazla severdim. Aynı filmi birçok defa sinemada izlemeye giderdim. Ancak işim filmler olunca daha önce de yazdığım gibi sinemaya gidesim gelmiyor. Ama yavaş yavaş bundan kurtuluyorum sanırım. Film keyfi gibisi var mı yahu? Televizyonda izlediğim yabancı programlar, bazı belgeseller ve tabii ki bir süürüüür yabancı dizi var.

I used to like. I watched same movie more than once in theatre lots of time. But now I'm working in film business I don't feel that way. But I think I'm getting back that feeling. I watch couple of foreign shows, some documentary and lots of lots od foreign TV series.
10) Bırakmak istediğin kötü huyların var mı?
/ Do you have bad habits that you would like to quit?
Yok.

I don't have any.
11) Loto veya benzeri şans oyunu oynar mısın?
/ Do you play lottery?
Zaman zaman oynarım. Hayal etmesi güzel oluyor.

Sometimes I play. It's good to have something to dream on.


Mimlediklerimse;
My Cute Blog Award for;



Bir Dilim Portakal
Cherry Wine
Asortik
Bir Kase Lezzet
Bouquet de Fleurs
Kuul'umsu Kadın
Bir Tutam Kekik
Vivalavitam
Huyum Kurusun


Bu postu muhteşem bir albüm eşliğinde yazıyorum (-dum. Dün gece başladığımda öyleydi en azından :)). Uzun zamandır almak istediğim Yannis Parios'un Joy Fm eşliğiyle çıkan iki CDlik albümüne bugün nihayet kavuştum. Yunanca'yı ve Yunan Müziği'ni çok seven biri olarak oldukça keyif alıyorum dinlerken. Ayrıca babişkomun da kulaklarını çınlatıyorum. :) Soğuyan havayı hissetmiyorum güzel anı ve duygularla içimi ısıtıyorum böylece.
Annemin yuvaya dönmesiyle özlem gidermekteyiz efenim bu hafta sonu. Cumartesi kendinden geçercesine yağan yağmur bizi eve hapsetmiş olsa da pazar bize kimse, hiçbir şey mani olamadı. :) Ama hava da soğuktu hani yani. O nedenle kapalı alanda olmak hiç de fena bir fikirmiş gibi gelmedi bize :) Acıkan karnımızı hafta sonu olmasının da verdiği gazla zararlı birşeylerle doyurmaya karar verdik. Capacity'de Kumpiri benim favorim arkadaşlar. Alt tarafı kumpir demeyin ya valla çok güzel. Malzemesini de bol koyuyorlar beni çok mutlu ediyorlar. :) Kullandıkları malzemeler her zaman çok taze oluyor.

I'm writing this post listening a fabulous album. (actually I was writing last night but couldn't finish it. :)) I wanted to buy it since last month. I like Greek and Greek music very much. I enjoy listening Yannis Parios. And also I remember my dad while listening. :))
My mom wasn't with me for two weeks. She arrived this friday. I missed her so much. Staurday was a rainny day so we didn't go out. But sunday we walked around, eat, eat and eat. :)

İhihih ivit hepsini yedim hiç de pişman değilim ya :) / Yeap I did eat it all and I feel so happy and not guilty. :)
Dolan dolan tabii enerji sarf ediyorsun canın tatlı istiyor. Ne yapıyorsun gidiyorsun L'Era Fresca'ya oturuyorsun. :) Ben İtalyan tarzı hazırlanan dondurmaları çok seviyorum. O nedenle burası favorim. Üstelik böyle öküzümsü boyutta yeme kapasitem olmasına rağmen midem çok kolay ekşir. Burada yediklerim bana hiç dokunmuyor, ne yazık ki. :) Ah bir de İtalya'da yediğim Nutellalı ve yeşil elmalı dondurmanın tadı damağımda. İkisi ayrı tür tabii canım bir arada düşünmeyin. :)

While you walk around you lose energy, you know. :) So you need to eat something sweet. I love Italian style ice cream. So I love L'Era Fresca. When I visited Italy I tasted ice cream with Nutella and with green apple. Noy together of course. It was very delicious I wish to have them here Turkey.
Ben neden külahta yemedim bilmiyorum ya gözüm döndü sanırım o sırada bir an önce dondurmama kavuşmaktan başka bir şey düşünemedim. Oysa ki severim kornette yemeyi. Üç top yedim; brownieli, muzlu ve Belçika çikolatasından yapılan çikolatalı. Naaam nammm nammm naaamm. Annem de mozaik pasta yanında antep fıstıklı dondurma yedi. O da güzeldi tabii azıcık ucundan tattık yani. :) / I seriously don't know why I didn't put them on a cornet. I'd prefer eat them on a cornet I think I lose myself when it comes to ice creams. I ate three ice cream balls, one with brownie, one with banana and one with Belgium chocolate. Yummmmmyy. My mom ate mosaic cake. It's served with a ball of ice cream. She loves pistachio as you see. :) Of course I did taste it. Yummyy too.
Bugünün ganimetleri bunlar. :) Mango'nun bu yüzücü atletleri çok seviyorum. Almadığım rengi yok. Çünkü çok kullanıyorum. Her sezon çıkan yeni renkleri de koleksiyonuma katıyorum. :) Çok güzel değil mi renkleri? :) Bahsettiğim albümü de görebilirsiniz. :) Diğerini annem istedi. Mustafa Ceceli Es! Es güzel parça gerçekten ama baymayalım değil mi? :) Diğer üç magneti de D&R'dan aldık. Biri annişkoma, bir babişkoma, biri de annemden bana. Ama ablişkoma bulamadım. :( I LOVE MY SIS. :) Resmi büyütürseniz yazıları okuyabilirsiniz. :) / Those what I bought today. :) I love those t-shirt by Mango. I bought in all colours since years. I ware them everyday. I added those colours to my collection today. :) Aren't thay colourful? This is the album I've been talking about Yannis Parios. Other is my mom choice. He's a Turkish singer named Mustafa Ceceli. And we bought three magnets, one for my mommy, one daddy and for myself bought by my mom. :)

Aman ne yapayım vakit bulamadım yazacak bir hafta sarktı. Yazacağım da çok ahım şahım bir şey değil ama yazmayı kafama koydum bir kere yazmazsam olmaz :) Geçen pazar hava çok çok güzelken buluştuğum sevgili arkadaşım Fulya'yla bizim evin hemen arkasındaki San Marcos Caffe'ye gittik. Eskiden beri gittiğim bir yer aslında ama uzun zamandır gitmiyordum. Yeri büyüttüler, işleri geliştirdiler. Uzun zamandır orada yemiyordum. Karnımız açlık sinyalleri verince benim de aklıma orası geldi. Gözlüklerimizi gözümüze taktık en güneşli yere oturduk. İyi ki o kadar absorbe etmişiz güneşi o gün. Ben yemekleri çok beğendim. Genelde birşeyler içmeye gittiğim bir yerdi. Risk alıp denedim ve çok beğendim. Mantarlar o kadar lezzetliydi ki aklımdan çıkaramıyorum bir türlü.:) Bakırköy'e yolunuz düşerse aklınızda olsun burası da.

Bu yediğimin adını hatırlamıyorum. Ama çoooook lezzetliydi. Burritolar arasındaydı mönü de ama tabii ki o bir burrito değil. :) Mantar ve sosun altındaki tavuk. Mantarlar harikaydı ya çok lezzetliydi gerçekten. Arka planda görünense ıspanaklı peynirli güzel bir şey. :) Gördüğünüz gibi hep hamburger yemiyorum ben. :) / I really don't remember the name of it. But it was so delicious. There is a chicken hidding underneath the mushrooms and all those sauce. Mushrooms were very delicious. And also it was served with spinach and cheese. As you see I don't eat burgers all the time. :)
Fulya makarnadan yana kullandı tercihini. Sosu muhteşemdi. / This was Fulya's choice.

Bunu da telefonuma indirdiğim bir uygulamayla çektim. İlk denemem olduğu için pek sanatsal olmadı. :) Fotoğrafı çektikten sonra düzenleyebileceğiniz farklı bir programı da var. İndirmek isterseniz iPhone için buraya, Android için buraya tıklayabilirsiniz. Uygulamanın adı Multi-lens Camera. / I took this picture via an app that I've recently downloaded. This was my first photo taken via this app. So it in-s not that artistic I know. :) After taking pictures there is an other app where you can edit the pics. If you would like to donwload for your iPhone click here, or for your Android phone click here.
Those photos were taken last sunday yeap not today. :) I couldn't create time for this post before. It was such a sunny and warm sunday. I was with my friend Fulya. We were so hungry and went first place pop in my mind. It's a very close restaurant to my home but I didn't go for a while. We find the most sunny table to seat. I'm glad we did since this weekend sun is not shining that much. I usually have drink when I go that restaurant but this time I try their food and it was so delicious. I keep thinking how delicious was mushrooms. :)
Blogdaki ilk yazılarımdan birinde cep telefonunuzu pille şarj etmenize yarayan bir aletten bahsetmiştim. ancak o çoğu telefon markasına uymuyordu ne yazık ki. Ben de demiştim ki eğer benzer bir gadget bulursam sizlerle paylaşacağım. Bir süredir yazacağım bunu ama araya bir sürü şey girdi. Belki bazılarınız çoktaaaan keşfetmiştir. Bu yazı keşfetmeyenlere gelsin o vakit. :)
Daha önce de yazdığım gibi Bunlardan İstiyorum'u çok eğlenceli buluyorum ve birçok şey sipariş etmişliğim vardır oradan. Biraz pahalıya satıyorlar ama çok beğendiğim bir şey olursa kendime engel olamıyorum. Yine günlerden bir gün siteyi dolanırken aşağıdakini gördüm. Bu ilk paylaştığım gibi pille çalışmıyor. Ama hayat kurtarıcı olabilir yine de diye düşünüyorum. Siz de bir göz atın isterseniz. Ben hala pilli olanın telefonuma uyumlu olanını bulma hayalindeyim gerçi o ayrı.


Uzun uzun tanıtmayacağım. İlginizi çekerse şuradan incelemeye devam edebilirsiniz. / If you are interested in Powermonkey you can visit this website.
I wrote about a gadget in one of my first posts. You can charge you mobile with help of a battery using that gadget. But it was not for new mobiles. So I said if I discover an other gadget similar to that one I'd share it with you. It's been a while I saw this but couldn't time to post. Some of you may already know about it. This post is for who didn't.
There is a site that I'm visiting a lot and -sometimes if I can not stop myself- I buy interesting stuff. A while ago I found this on that site. It's not working with a battery but you have to charge it I think. It may be a good gadget but my favourite is still with the battery one.
Ve sonunda beklenen oldu. Artık Instagram sadece iPhone kullanıcılarına özel değil. Farklı bir sürü güzel program Google Play'de de mevcut olsa da insan ister istemez başka mobil tabanlara uygun tasarlanmış uygulamalara imrenebiliyor. :) 4-5 gün önce yayınlanan Android uygulamasını dün indirdim telefonuma. Henüz çok sosyalleşecek fırsat bulamadım ama buyrunuz size birkaç görsel. :)
Siz de telefonunuza buradan indirebilirsiniz.

Dün hostes bir arkadaşımla birlikteydik. Evde ne kadar THY ganimeti varsa çıkardı. :) / One of my friends is flight attendant and working THY. We are globally yours. :)

İşte bu kuzu üç kedimizden biri oluyor. Anne yokken onun koltuğunda, ben yokken de benim koltuğumda mayalanmaya bayılır. :) Kendisi 8 yaşında bir İran delikanlısı. Sene de iki defa traş olduğu için yakışıklılığı biraz sekteye uğramış olabilir gözünüzde ama benim için o hep bir numara. Adı Gizmo. Çünkü onu ilk kucağıma aldığımda bir Gremlin tutuyormuş gibi hissetmiştim. Suyla temas ettikçe çoğalayan iyi huylu Gremlin Gizmo. :) / This cute cat is one of our three cat. When mommy is away he prefers sleep her couch, when I am away he prefers mine. :) He is 8 years old a Persian cat. He has his hair cut two times a year. So you may think he is not handsome at all but he is the ONE for me. His name is Gizmo. Because when I first held him in my arms I felt like I was holding a Gremlin. You may remember there was a good and cute Gremlin called Gizmo. He was multipliyng when he touched the water.

We have been waiting for such a longtime. Now, us, android users have Instagram downloaded on their phone too. There are of course lots of apps for taking and editing pictures in Google Play but when something is special for only one type of mobile others may be jealouse :) Instagram for Android has been released 4 or 5 days ago. I downloaded yesterday. I couldn't find time to socialize but here are few picures that I've took and posted via Instagram. You can click here to download the app.