Yaşanılası İzmir Part.2
Bu sefer İzmir'e sadece ve sadece babam için gittim. O nedenle dışarılarda pek gezinmedim. Sadece bir gün Alsancak'a inip arkadaşlarımı gördüm. O da çok ani bir karar olduğu için doğru dürüst organize olamadık. Ama olsun görebildiklerimi yanıma kar sayıyorum.

İzmir'de yaşadığım süre boyunca Bostanlı'da oturdum. İki ev değiştirdik ikisini de çok sevdim. Tabii benim bıraktığım Bostanlı'yla şimdiki Bostanlı arasında bir hayli fark var. Ama sanırım hala seviyorum Bostanlı'yı. Ne yazık ki İzmir'e gittiğimde eski muhitime gitme fırsatı pek bulamıyorum. En fazla Alsancak'a ulaşıyorum. ÇÜNKÜ BABAM EVİ KALABAK'A TAŞIDI! Orası neresi derseniz tilkinin altın sıçtığı ürettiği :) yer diyebilirim. Gerçi orası da gelişiyor artık. Ama uzak arkadaşım uzak. Araba şart. Benim ehliyet de yedi yıldır kimlik yerine kullanılıyor. O nedenle ya birine yalvarmam gerek beni bırakması için ya da dolmuş-otobüs-vapur kombinasyonları yapmam gerekli. :) Ev çok güzel eyvallah. Ama arkadaşım müstakil olsun diye bu eziyet çekilir mi? Yıllarca beton binalarda oturduk çok kötü bir şey değil yani :) Ben bir bahçe katı bulurdum babama ekip biçerdi yine :P Neyse artık evin uzaklığı o kadar rahatsız etmiyor beni. Sanırım oranın sessizliği, yeşilliği ve rahatlığı artık beni de cezbediyor. Tabii bunda İstanbul'un karmaşına artık hiç katlanamamamın da büyük bir etkisi var. Eskiden "hayatta yaşamam" dediğim yerde şimdi "yaşarım ya oh mis" diyorum. Ama tabii ki araba olması şartıyla :) İnsanın yaşı ilerledikçe, deneyimleri arttıkça hayata bakışı nasıl da değişiyor. Çok ilginç. Bazen kendimi gözlemlediğimde fikirlerimin bu kadar değişmesi, hayattan beklentilerimin bu kadar farklılaşması beni şaşırtıyor.
Daha önce de yazdığım gibi bu sefer rejimi bir kenara kaldırdım ve kendimi babamın enfes yemeklerinin tadına bıraktım. Yaban domuzundan iki farklı yemek yaptı. İkisi de birbirinden lezzetliydi. Tarifleri aynen babamdan aldığım gibi paylaşıyorum. :) Yaban domuzu bulmak pek kolay olmayacağından ve de herkes yemeyeceğinden yaban domuzunu değiştiriyorum(z). :)) Ayrıca iki değişik meze yapmıştı babam. Benim favorim kesinlikle Somonlu Rezene. Harika bir tarif kesinlikle kefilim. BAYILDIM. Diğeri Avokadolu Karides. Ben de tadımlık yemek gibi bir mantık olmadığı için çatallarım genelde. Ancak bu meze tadımlık olursa güzel. Çok fazla yediğinizde avakado tadı bayıyor. Ama farklı bir lezzet daha önce denemediyseniz tavsiye ederim. Bu iki mezenin fotoğraflarını unutmadım :) Fakat ana yemek mideme inince fotoğraf çekmediğimi hatırladım. Şimdilik fotoğrafsız idare edin. Bir dahaki İzmir seferimde aynı yemek denk gelirse fotoğrafla taçlandırırım artık.
1-Somonlu Rezene
1 adet rezene, 1 paket somon, 1 yemek kaşığı kaba kıyılmış kapari, yarım demet dereotu
Rezene çok ince kıyılır. Buna kapari, ufak parçalara ayrılmış somon, dereotu ilave edilir. Mayonez ve süzme yoğurtla karıştırılır. Şayet koyu kalırsa biraz normal yoğurtla inceltilir.
2-Karidesli Avokado
2 adet Avokado, yarım demet dereotu, 100gr çimçim karides, yarım limon suyu, tuz, biber, 1 acı ufak yeşil biber.
Avokadolar ortadan ikiye bölünür, çekirdeği çıkartılır, dış kabuğu parçalanmadan içi bir kaba alınır ve çatalla ezilir. Tuz, karabiber, ufak doğranmış yeşil biber, kaynar suya atılıp çıkartılmış ve kaba doğranmış karides, dereotu ilave edilir ve karıştırılır. Bunlar avokadonun boş kabuklarına doldurulur. Bu sağlıklı olanı. İstenirse biraz mayonez ilave edilebilir.
3-Dana Terrakota
1kg dana kuş başı iri doğranmış, 8-10 adet tane karabiber, tuz, 3-4 orta
boy kırmızı soğan, 1 şişe kırmızı şarap yarım çay fincanı zeytinyağı
Kırmızı soğanlar 4 parçaya bölünür. Bütün malzemelerle tencereye konup kısık ateşte 2 saat pişirilir
4-Fırında Parça Et ( sığır veya kuzu but)
1kg fırınlık sığır eti, 8-10 adet sarımsak, taze kekik, 2-3 adet defne yaprağı, tuz, karabiber, 1 şişe kırmızı şarap, 1 büyük soğan, 1 paket mantar
Etin üzerine bıçağın ucu ile delikler açılıp ince dilimlere kesilmiş sarımsak sokuşturulur. Soğan piyazlık doğranır. Derin bir kaba et alınır, soğanlar ilave edilir. Tuz, biber, defne yaprağı, dal kekik ve eti kaplıyacak kadar kırmızı şarap ilave edilip bir gece buz dolabında bekletilir. Ertesi gün fırına atılır ve üzerine sostan ilave edilir. Diğer
bir tarafta mantarlar ince dilimlenir. Tavada biraz zeytinyağında
öldürülür. Biraz tuz ve etin yattığı sostan ilave edilir. Karabiberle
tatlandırılır. Biraz un ilave edilip yoğunluk kazandırılır. Et tahminen 2 saat
180 derece fırında piştikten sonra çıkartılır. Üzerine aliminyum folye
örtülüp 15-20 dakika bekletildikten sonra dilimlenir ve hazırlanan mantar sosla servis edilir.
Kızını çok seven babasından tarifler. AAAAfffffiiiiyeeeettttt olsun."
4 yorum
canım hoş olmuş
YanıtlaSilellerine sağlık.
yazıda harika
:)
Çok teşekkür ederim :) Asıl babamın ellerine sağlık ;)
SilNefisss görünüyorlar nefisssss..
YanıtlaSilBabacığının ellerine sağlık.
Sevgiler.
Takibindeyim.
Gerçekten de nefistiler :) Yemeklerin müthiş görünüyor gerçekten nam nam :)) Takipteyim.
SilSevgiler